Pandemiden dolayı eğitimde artan kütüphane ihtiyacı

Tüm dünyanın hazırlıksız yakalandığı salgına aslında, kütüphaneler barındırdıkları bilgi kaynakları ve sundukları hizmetler ile hazır durumdaydılar. Bilgi teknolojileri sayesinde kütüphane hizmetlerinin büyük bir kısmı elektronik ortamda erişilebilir şekildedir. Ancak mevcut hizmetlerin sunuş ve tasarlanış biçimi pandemi sürecinde karşılaştığımız bilgi erişiminin önündeki bariyerleri ortadan kaldırmada yeterli olmamaktadır. Bilgi gereksinimizi internetteki bilgi yığını içerisinde karşılamaya çalıştığımızda, bilgi kirliliği sorunuyla karşılaşmaktayız.

Uzaktan eğitim sürecinde insanları iki gruba ayırabiliriz, birinci grupta %20 dolayında, evlerinde kütüphanesi olan, internete çok rahat erişimi olan, kütüphanelerinde iyi kaynakları olan, bilgisayarı olan insanlar. Bu grup dünyayla entegre ve son dönemde online eğitimden en iyi yararlanan gruptur. Diğer grupta ise %80 var. Bu grupta olanların, evlerinde kütüphane yok, ortalama kitap sayısı 20 ya da daha az (Türkiye’deki evlerin çoğunda 20’den az kitap var). Dolayısıyla bu grupta maalesef internet yok, bilgisayar yok ya da biri var diğeri yok. Bilgiye ulaşmakta sıkıntı çekiyorlar ve bu kesim geri kalıyor. Okulların kapalı olması en çok bu grubu etkiliyor. Onlar için farklı bir önlem olarak kütüphaneler yararlı bir seçenek olarak görülüyor. Dolayısıyla uzaktan eğitim gören herkesin beklediği en büyük olanak, onlara fiziksel fırsatlar sağlayan kütüphanelerdir. Uygun çalışma ortamlarının sağlanması, teknik donanımların hizmet olarak sunulması, sınırsız bilgi yeterliliğinin olması ve bunlara kolayca erişebilmek gibi imkanlar oldukça yararlı olmak ile beraber çalışma ortamından şikayetçi olanların odak noktası haline gelmiştir.

Ekrandan okumak ve kağıttan okumak birbirinden tamamen farklı şeylerdir. Ekranda görüntü sürekli yenilenmekte ve her yenilendiği sırada göz bu görüntüyü tekrar tekrar netleştirebilmek için uyum yapmak zorundadır. Hele ki altta yatan bir göz numarası varsa kişi hem bu göz numarasıyla baş etmek zorunda kalır hem o ekrandaki yenilenmeyle görüntüye yeniden adapte olmaya çalışır ve yorulur. Dolayısıyla kağıttan okumak sağlık açısından daha yararlıdır. Özellikle bu dönemde en çok dikkat etmemiz gereken durumlardan biri, ekrandan mümkün olduğunca uzak durmaktır. Kısa yürüyüşler, temiz hava, 20-25 dakikalık çalışmanın ardından 20-25 saniyelik 2’şer mola ve sonrasında vereceğimiz 20 dakika uzun mola faydalı olacaktır. Diğeri ise devamlı ekran karşısında kalmaya bağlı olarak gelişen hareketsizlik ve bunun sonucunda ortaya çıkacak olan obezite. Peki bunu engellemek için neler yapabiliriz? Hareket katmamız gerekiyor. Kütüphanelerin, bu ihtiyaçları karşılamak için toplumsal ihtiyaçtan baz alınarak ‘sessiz kullanılan’ mekandan ‘çok sesli ve çok yönlü’ mekana, araştırma merkezlerinden, sosyalleşme/buluşma mekanlarına dönüştüğü, sabit teknoloji düzenlemesinden, dağıtık teknolojik araçlara daha rahat oturma grupları olduğu, merkezi sağlama politikasından çok kullanıcıların talepleri ve bölgesel ihtiyaçlar doğrultusunda bir politika izlenildiği, sadece kitap ve bilgi değil artık oyun, atölye, kurs gibi aktivitelerin olduğu bir mekana evrildiğini, sosyal uyumun, toplumdaki barışın sağlanması anlamında bir uç olduğu görülmektedir. Ekolojik çevreye uyumlu olarak insanın içinin rahat edebileceği, ağacın, ormanın, parkın bir kenarında olduğu, bina olarak da sıra dışı mimarilere doğru kayıldığını görüyoruz. Kütüphaneye yönelik yaklaşımlardan bir diğeri de, üçüncü mekan ve yaşayan kütüphanedir. 1989’da Ray Oldenburg tarafından yazılan ‘’The Great Good Place’’ kitabında (üçüncü mekan) olarak kullanılmış ve bu tanımlamayla başlamıştır.

 Ticari amaç güden firmalar da bu işe eğilmeye başlamıştır ve insanlara evinden, işinden sonra gidebileceği bir mekan, üçüncü adres gibi, yeni bir kavram olarak kullanılıyor. Kütüphanelerin aslında, üçüncü mekan kavramının tam da toplumsal olarak karşılığını bulabileceği bir konu olduğu düşünülüyor. Sonuç olarak kütüphanelerdeki, uygun çalışma ortamlarının sağlanması, teknik donanımların hizmet olarak sunulması, sınırsız bilgi yeterliliğinin olması ve bunlara kolayca erişebilmek, sosyalleşip kaliteli zaman geçirmek gibi imkanlar oldukça yararlı olmak ile beraber çalışma ortamından şikayetçi olanların temel ihtiyacı haline gelmiştir. Buna bağlı olarak kütüphane ihtiyacımız günden güne artmaktadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s